Güneydoğu’nun kadim şehirlerinden Siirt’te, sadece bir yemek değil; bir anlam, bir gelenek ve bir dua saklıdır: Perde Pilavı.
Yıllar önce Siirt’te yaşayan bir anne, oğlunu evlendireceği gün mutfağa girer. Oğlunun yeni hayatına bereket, huzur ve sadakat katmak ister. O gün sıradan bir pilav yapmak yerine, içi dolu ama dışı kapalı bir yemek hazırlar. Çünkü der ki:
"Evlilik de böyledir; içindekiler dışarıya gösterilmez, sırlar korunur."
Böylece pilavı önce tereyağlı hamurla kaplar. Bu hamur, yeni kurulan yuvanın koruyucu çatısıdır. İçine koyduğu tavuk eti, ailenin bereketini ve paylaşımını temsil eder. Pirinç taneleri ise çoğalarak büyüyen soy ve kalabalık aileyi simgeler.
Pilav fırına verilirken annenin kalbinden geçen tek bir dilek vardır:
"Allah onları bir ömür aynı tencerede, aynı sıcaklıkta tutsun."
Fırından çıktığında pilavın üzeri nar gibi kızarmıştır. Sofraya getirildiğinde herkes heyecanla bekler. Ama asıl an, o hamurun kesildiği andır… Çünkü o an, yeni bir hayatın kapısı açılır gibi hissedilir.
Zamanla bu yemek, Siirt’te düğünlerin vazgeçilmezi olur. Gelin evine ilk girdiğinde perde pilavı yapılır. Çünkü bu yemek sadece karın doyurmaz; birliğin, sadakatin ve bereketin sembolü olarak görülür.
Bugün hâlâ Siirt’te bir evde perde pilavı yapılıyorsa bilin ki o sofrada sadece yemek değil, geçmişten gelen bir dua da paylaşılır.