Ateşin Sabırla Buluştuğu Lezzet
Siirt’te sabah, güneşten önce başlar.
Henüz şehir uyanmamışken, taş duvarların arasında ince bir duman yükselir. Bu duman sıradan bir ateşin değil; yüzyıllardır aynı yöntemle yakılan büryan kuyusunun habercisidir.
Büryan, sadece bir kebap değildir.
Toprağın derinliğinde, ağır ağır pişen bir sabrın adıdır.
Özenle seçilmiş et, büyük bir ustalıkla hazırlanır. Ardından metrelerce derinliğe sahip kuyunun içine asılır. Ateş yukarıdan değil, aşağıdan değil; çevresinden konuşur. Saatler boyunca et, alevle değil, közün dingin sıcaklığıyla olgunlaşır.
Bu, aceleye gelmeyen bir lezzettir.
Zaman ister. Emek ister. Ustalık ister.
Siirt’te büryan sabah yenir. Çünkü en doğru zamanı odur. Kuyudan çıkarıldığı an, şehrin en eski geleneği yeniden doğar. İncecik doğranır, sade sunulur. Yanında ne fazla baharat ne de gösteriş vardır. Çünkü büryan, kendisi yeterlidir.